Blog – Son Yazılar

Blog sayfamızı takip ederek yeniliklerden haberdar olun

No more posts
zel-randevu-sistemi.jpg
10/Nis/2019

Obezite Diyet Tedavisi

Özel hastane, klinik ve doktor randevularınız için hazırlamış olduğumuz  bir sistem olan obezite özel randevu sistemi hastalar ve doktorları bir araya getirmek için  oluşturulmuştur. Yapacağınız tek şey size uygun tarih ve saati seçmek , bilgilerinizi girip onaylamak . İşte herşey bu kadar basit ve kolay!

Obezite,Diyet Tedavisi,Diyet Tedavisi Nasıl olmalıdır,Diyet Tedavisi nelere dikkat edilmelidir,Diyet tedavisi ile kilo verme
Obezite Diyet Tedavisi

Diyet tedavisi nasıl uygulanmalıdır

Her kişinin  vücut yapısı ve metabolizması bir  değildir. Bireyin  fazla kilolarından kurtulurken yaptığı fiziksel aktiviteye,  boyuna, cinsiyetine, yaşına, , kilosuna, herhangi bir hastalığı olup olmamasına, beslenme alışkanlıklarına  ekonomik  durumunu  göz önünde bulundurulup dikkate alınarak   bir beslenme programı hazırlanması gerekir. Bu yüzden genel kuralları  benzer olabilir fakat  her bireyin diyet listesi kesinlikle kişiye özel olmalıdır.

Diyet tedavisi ile kilo verme

Diyet tedavisi ile kilo vermede  sağlıklı ve güzel bir sonuç edinmek  için haftalık kilo kaybının 0,5-1 kg arasında olması gerekir. Fakat   en önemlisi verilen kiloların vücuttaki fazla yağlardan olmasıdır. Bunun belirlenmesi için bioelektrik empedans  adı verilen sitem ve vücudunuzu rapor  eden özel bir tartı kullanıyoruz. İzmir özel randevu sistemi olarak sizlerin en iyi şartlarda tedavi edilmenizi amaçlıyoruz

 

Vücut denge analizi ile kas ve sıvı oranınızı, metabolizma hızınızı  vücut yağ oranınızı, varsa kilo fazlalıklarınızın hangi bölgede olduğunu, metabolizma yaşınızı, organlar etrafında yağlanma durumu gibi, vücudunuzun o zaman ki durumunu belirleyen verilere erişmiş olursunuz.Hastane randevu sistemi ile herşey sizin için daha kolay olacaktır.

 

Her hafta düzenli olarak tekrar eden  ölçümlerle verilen kiloların yağ dokusundan mı yoksa kas dokusundan mı olduğunu tespit edip  bireylerin  beslenme programlarını buna göre bir düzen sağlıyoruz.

Diyet tedavisi programlarında hedef, hedeflenen  kiloya ulaşıldıktan sonra bu kilonun  hayat boyu korunması, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının yaşam tarzı haline getirilebilmesini hedefliyor ve çabalıyoruz. Kilo verme hedefli zayıflama programı uygulamak, bireylerin moral ve diyet yapma gücünün sürekli korunmasını gerektiriyor. Diyet tedavisi boyunca kişiler beslenme ve diyet uzmanlarının kontrolü altında  oluyor. Özel randevu sistemi  sizlerde istediğiniz zaman randevu alabilir bizlerle iletişime geçebilirsiniz


aaaa.jpg
02/Eyl/2018

Metabolik Cerrahi Sonrası Sarkmalar İçin Ne Zaman Estetik Olmalısınız?

Obezite cerrahisi ameliyatlarını sarkma endişesiyle olmayı erteleyen bir çok kişi olduğu gibi; bu konuda aceleci davranan hastalarım da var.
Görsel kaygıların çok ötesinde cerrahi yöntemleri en başta “tedavi” amaçlı yaptığımızı biliyorsunuz. Bu yüzden estetik bir müdahaleyi hastalar ilk 1-1.5 yıl içerisinde ideal kilosuna eriştiğinde değil; hem psikolojik hem de beslenme tutarlılığı konusunda kendilerini hazır hissettikleri 2. yılın ardından öneriyorum.

Obezite Cerrahi Ameliyatından Sonra Oluşan Sarkmalar için Estetik Düşünmelisiniz Ama Acele Etmemelisiniz

obezite cerrahisi, obezite cerrahisi İzmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi fiyatları izmir
Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları sonrası bazen hastalarımın fiziksel değişimlerine bizler bile inanamıyoruz. Bu durumda sosyal medyada sık sık gördüğünüz before/after, ‘’şu kadar ayda bu kadar kilo verdi’’ tarzındaki paylaşımlardan etkileniyor olmanız gayet anlaşılır bir durum.

Burada tabir-i caizse “savaş yaralarınızla” barışık olmak motivasyonunuzu korumak açısından çok önemli. Metabolik Cerrahisi sonrası oluşan saç dökülmeleri, aşırı üşüme, sarkma gibi durumlar vücudunuzun bir uyum süreci aslında. Tıpkı diğer durumlar gibi, sarkan derinin bir süre sonra kendini biraz da olsa toparladığını hatırlatmak istiyorum. Önceliğiniz en başta obeziteyi yenmek ve gerçek anlamda tedavi etmek olmalı. Unutmayın, güzellik içten gelir. Sağlıklı bir vücutsa kendiliğinden parlar.

Tüp mide ameliyatı sonrası verilen kilolar ister istemez vücutta birtakım deformasyonlar yaratıyor. Bu görüntüden memnun olmayanların son zamanlarda başvurduğu yöntem ise post-bariatrik cerrahi. Post-bariatrik cerrahi ile sarkan bölgeler yeniden şekillendirilebiliyor.

Bariatrik Cerrahi Nedir?

Aşırı kilolu olmak sıklıkla bir tercih değil metabolik bir sorundur, kimse 120 kilo olmak için çabalamaz. Elbette sağlıklı beslenme ve spor ile fazla kilolarımızı vermek en doğrusu ancak her zaman mümkün olmayabilir. Günümüzde aşırı kilolu hastaların “tüp mide ameliyatı” dediğimiz yöntemle büyük miktarlarda kilo verdiklerini görmekteyiz.

Post-Bariatrik Cerrahi Nedir?

Tüp mide ameliyatı sonrası biz kilo verdikçe vücudumuzda sarkmalar oluşmaya başlar. Bunun nedeni kilo ile belirli bir seviyeden ötesinde genişleyen derinin zayıflama ile beraber eski haline gelememesidir. Özellikle bariatrik cerrahi (tüp mide) ameliyatından sonra bu sarkmalar kaçınılmaz olur.

Sarkmaların oluştuğu alanlar kadınlar ve erkeklerde çok farklılık göstermez. Başlıca etkilenen alanlar; kollar, göğüsler, karın, sırt ve bacak içleridir. Plastik cerrahi tarafından bu sarkmaların giderilerek vücudun yeniden şekillendirme işlemine ise “post-bariatrik cerrahi” denir.

Cerrahi Gerektirmeyen Çözümler Var Mı?

Çok hafif sarkmalarda doktorunuza alternatifleri sorabilirsiniz ama aşırı kilo kayıplarından sonra sarkan kısımlar sıklıkla cerrahi düzeltme gerektirir.


aaaa.jpg
01/Eyl/2018

Obezite de Genleriniz Değil Çevremiz Daha Çok Etkili!

Şişmanlık bizim ailede de var aslında, yani genetik.’ Obezite ve Metabolik Cerrahi ameliyatların öncesi, ön görüşmelerde hastaların hikayelerinde en çok geçen cümlelerden biri. Peki obezite gerçekten genetik bir hastalık mı?

Bugün günden güne gelişen teknoloji ile birlikte yapılan bir çok araştırma, genetik faktörlerin obezite, riski konusunda çok küçük bir etkisi olduğunu ve genlerimizin aslında tabir-i caizse ‘’kaderimiz’’ olmadığını söylüyor. Bununla birlikte yine obezite üzerine yapılan bu tarz araştırmalar, obezite genine sahip olan bireylerin çoğunluğunun şişman olmadığını kanıtlar nitelikte. Yani, obezite genine sahip olmanız, obez olmanıza neden olmayabiliyor! ‘’Genlerin obeziteye etkisi bu kadar azken, obeziteye sebep olan nedir’’ dediğinizi duyar gibiyim. O halde hemen şöyle bir sosyal çevrenizi kolaçan etmekte fayda var!

Obezite Cerrahisi gibi Zayıflama Ameliyatları Konusunu Gündeme Getirmeden Önce Obezite Genetiktir Algısını Değiştirmek Gerekiyor

obezite cerrahisi, obezite cerrahisi İzmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi fiyatları izmir
Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları sonrası bazen hastalarımın fiziksel değişimlerine bizler bile inanamıyoruz. Bu durumda sosyal medyada sık sık gördüğünüz before/after, ‘’şu kadar ayda bu kadar kilo verdi’’ tarzındaki paylaşımlardan etkileniyor olmanız gayet anlaşılır bir durum.


Çünkü, obez bireylerin yakın çevresinde; bir ya da birden fazla obez başka bireylerin olduğu kanıtlanmış bir gerçek. Bu da demek oluyor ki yaşamınızın ilk dönemlerinde gözlemlediğiniz insan davranışları ve bu gözlemlere dayalı oluşturulan alışkanlıklar kişiliğinizin temellerini atmakta büyük rol oynarken; gelecekte yaşayacağınız olumlu-olumsuz tüm tecrübelerde de söz sahibi oluyor. Hal böyle olunca; çevremizdekilerin yemek yeme alışkanlıklarını da taklit ediyor; daha kötüsü atılan yanlış temelin üzerine, farkında olarak ya da olmayarak hatalı beslenme tutumları ile tuğlalar ekliyoruz. Dolayısıyla, en başta bahsettiğimiz genlerin; obezite üzerindeki o küçük etkisi; çevresel faktörlerden bulaşan davranış bozukluğu ile her geçen gün beslenerek, içinden çıkılmaz bir yığın haline geliyor. Sonuç olarak bizler; obezite ile olan savaşımızda, ‘’Genlerinize değil, çevreye güvenmiyoruz!’’


aaaa.jpg
01/Ağu/2018

Yediğiniz için obez olmazsınız, obez olduğunuz için yemek yersiniz. Aslında bu durumun nedeni oldukça basit. Yeme bozukluğuna bağlı kilo artışıyla birlikte midenizin hacmi de genişler. Bu durum hali hazırda midenizde bulunan ghrelin yani açlık hormonunun da artmasına neden olur. Hayatının bir bölümünde yüksek kilolar vermiş ancak kısa zamanda geri almış, yemeklerle tekrar savaşmasına rağmen bu döngüde başarısız olan hastaların sorunu aslında tam olarak bu.

Obez Olmak ile Yemek İlişkisi Yanlış Anlaşılıyor!

obezite cerrahisi, obezite cerrahisi İzmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi fiyatları izmir
Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları sonrası bazen hastalarımın fiziksel değişimlerine bizler bile inanamıyoruz. Bu durumda sosyal medyada sık sık gördüğünüz before/after, ‘’şu kadar ayda bu kadar kilo verdi’’ tarzındaki paylaşımlardan etkileniyor olmanız gayet anlaşılır bir durum.

Basit bir örnekle 120 kilodan kendi çabası ile 80 kiloya inen bir hasta, ghrelin hormonuna cerrahi bir müdehale olmadığı için 120 kilodaki iştahıyla savaşmaya devam ediyor. Fizyolojik veya psikolojik nedenler sebebiyle diyetine ara veren kişiler, verdiği kiloları aynı hızda almaya mahkum kalıyor. Obezite ve Metabolik cerrahi ameliyatları esnasında midenin hacmini küçültmeye yönelik uygulamaların yanı sıra ghrelin hormonu da alınarak iştah pasif hale getirmeyi amaçlayarak obez beyninizle mücadelenizde size yardımcı oluyor.


aaaa.jpg
30/Tem/2018

obezite cerrahisi, obezite cerrahisi İzmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi fiyatları izmir
Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları sonrası bazen hastalarımın fiziksel değişimlerine bizler bile inanamıyoruz. Bu durumda sosyal medyada sık sık gördüğünüz before/after, ‘’şu kadar ayda bu kadar kilo verdi’’ tarzındaki paylaşımlardan etkileniyor olmanız gayet anlaşılır bir durum.

OBEZİTE Nedir?

Obezite çağımızda en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranına göre aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkması durumudur.

Beslenme; anne karnından başlayarak yaşamın sonlandığı ana dek devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacı ve hayatımızın devamlılığı için gereklidir. İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süreler boyunca yaşaması için gerekli olan besin ögelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesi eylemidir. Karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir ve olmamalıdır.

Günlük yaşamda kişilerin yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklere ve hastalık durumuna göre değişen günlük alınması gereken enerjiye ihtiyaç duymaktadırlar.

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir aksi halde obeziteye meyil başlar ve bu durum önlenemez bir hal almaya başlar. Bu duruma bağlı olarak günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamaktadır. Anlaşıldığı gibi obezite, besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması sonucu ortaya çıkan yaşam standartlarını ve kalitesini , yaşam süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Obezite

*Çocuklarda Obezite

*Yetişkinlerde Obezite

*Yeme Bozukluğu olmak üzere 3 ana grupta incelenir.


aaaa.jpg
30/Tem/2018

Tembelleşen Mitokondriler Obezite Sorununu Tetikliyor

Vücudumuzdaki her hücre enerjisini mitokondrilerden sağlıyor. Daha kolay bir tabirle ne kadar çok ve sağlıklı mitokondriniz varsa, vücudunuz o oranda enerji üretiyor. Enerji tüketimi ise hepinizin bildiği gibi yağ yakımını sağlıyor. Mitokondrilerin obezite ile yakın ilişkisi ise, aşırı miktarda gıda tüketiminin mitokondrinin iş yükünü artırmasıyla başlıyor.

Mitokondrilerin Sağlığını Korumak için Beslenme ve Hareket Etmek Önemli

Yaşın ilerlemesi ile hali hazırda yaşlanan mitokondriler; şeker, un, nişasta gibi zararlı besinlerin yanı sıra, ağır metaller, kimyasal toksinler, renk ve tat vericilerin de etkisiyle kısa bir süre sonra fonksiyonunu yapamamaya başlıyor. Bozulan mitokondriler, stres altında tembelleşerek toksinleri temizlemekte zorlanırken; yağları yakmada da problem yaşıyor. Yakılamayan yağlar trigliserid olarak dolaşıma dahil olarak karaciğer ve göbek bölgesinde toplanıyor. Bu durum mitokondrileri daha da tembelleştirerek; hepinizin bildiği o ‘’insülin direnci’’nin gelişmesine neden oluyor.

obezite cerrahisi, obezite cerrahisi İzmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi fiyatları izmir
Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları sonrası bazen hastalarımın fiziksel değişimlerine bizler bile inanamıyoruz. Bu durumda sosyal medyada sık sık gördüğünüz before/after, ‘’şu kadar ayda bu kadar kilo verdi’’ tarzındaki paylaşımlardan etkileniyor olmanız gayet anlaşılır bir durum.

İşte asıl tehlike bundan sonra başlıyor. İnsülin direnci sebebiyle iskelet, kalp kasları ile karaciğer hücrelerine enerji sağlanamıyor. Çaresiz kalan, yağları ve glikozu yakamadığı için enerji üretemeyen hücre bu kez başka bir enerji kaynağı arayışına girerek kaslardaki proteini devreye sokuyor. Evet, ‘’kas yaparak yağ yakma’’ hikayesi bu durumda tam tersine yani ‘’kas yakıp yağ yapma’’ya dönüşüyor. Bu kısır döngü ise aşırı kiloyu yani obeziteyi beraberinde getiriyor. Peki mitokondrilerin sağlığı için ne yapmalı? Çözüm aslında çok basit: ‘’Daha az yiyip, daha çok hareket etmek’’. Çünkü her gün attığınız fazladan bir adım, iskelet ve kalp kaslarınızın daha fazla mitokondri üretmesi anlamına geliyor. Karbonhidrat, basit şekerler, nişasta bazlı fruktoz bağımlılığından uzak, hareketi bol bir yaşam; hem mitokondrilerinizin sağlığı hem de yandaş diğer hastalıkların oluşumunu engellemek için olmazsa olmazlar arasında yer alıyor.


aaaa.jpg
23/Tem/2018

Mide Balonu

Obezite hastalığına sahip kişilerde görülen en önemli sorun çok sık açıklamaları ve açlık hissini bastıramıyor olmaları, tekrar tekrar yemek yemeleridir. Obezite hastalarına uygulanan diyet listelerinin sonuca ulaşamamasında ki asıl ve en önemli neden budur.

obezite cerrahisi, obezite cerrahisi İzmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi fiyatları izmir
Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları sonrası bazen hastalarımın fiziksel değişimlerine bizler bile inanamıyoruz. Bu durumda sosyal medyada sık sık gördüğünüz before/after, ‘’şu kadar ayda bu kadar kilo verdi’’ tarzındaki paylaşımlardan etkileniyor olmanız gayet anlaşılır bir durum.

Kişi diyeti uygulayacak kadar tokluk hissine bir türlü ulaşamaz. İşte tamda bu durumda mide balonu devreye girmektedir. Bu tür hastalara mide balonu yerleştirilerek tokluk hissi sağlanması hedeflenir. Midenin büyük bir kısmını kapsayacak şekilde yerleştirilir ve şişirilir. Mide balonu kişinin acıkmasına izin vermez. Takıldığı andan itibaren tokluk hissi vermeye başlayan mide balanı etkileri daha kısa vadede görülür. Bununla birlikte açlık hissi azaldığından uzun vadede kilo alımına yardımcı olmaktadır. Mide balonunda tedavi aşamaları şu şekilde izlenmektedir.

-Zayıflama Balonu Takılması

-Doktor Kontrolünde Diyete Başlanması

-Gerekli hallerde Psikologa Başvurulması

-Doktor Kontrolünde Egzersize Başlanması

Mide Balonu Nasıl Yerleştirilir?

Endoskopi yöntemi ile mideye yerleştirilen balon, içerisine sıvı veya hava verilerek doldurulur. Obezite cerrahi yöntemlerinde mide balonunun ne kadar şişirileceği hastanın kilosuna göre değişmektedir tabiki buna uzman doktor yapılan tetkikler sonucu karar vermektedir. Standartlara göre mide balonunun içerisindeki hava veya sıvı miktarının sınırı belirlenmiştir. Burada önemli olan şey diğer obezite cerrahisi yöntemlerindeki gibi başarılı bir sonuç almaktır. Mide balonu işlem süresi aksi bir durum söz konusu olmadığı zamanlarda 10 ila 20 dk arasında değişmektedir. Bu nedenle hastaların obezite ameliyatlarında uzun süreler geçirmesi gibi bir durudan bahsetmek mümkün değildir.

Mide Balonunun Etkileri Nelerdir?

Endoskopi yöntemi ile mideye yerleştirilen balon içerisine sıvı veya hava ile doldurularak şişirilir. Obezite cerrahi yöntemlerinde mide balonunun ne kadar şişirileceği daha öncede belirttiğimiz gibi hekim tarafından ve hastanın fiziki durumu göz önünde bulundurularak karar verilir. Kişiye özel bir uygulama olduğundan kişiye zarar verecek bir unsur taşımamaktadır. Mide rahatsızlığı yaşayan ve daha önce bu tür şikâyetleri bulunan hastaların önce kontrolleri ve tetkikleri yapılır, mide balonunun takılmasına bir engel görülmez ise mide balonu yerleştirmesi yapılır.

Kimlere Mide Balonu Uygulaması Yapılmaz?

Çok fazla kilosu olmayan hastalar,

– Uyuşturucu, madde ve alkol bağımlılığı olan hastalara,

-Mide ülseri olan hastalara,

-Kan sulandırıcı kullananlara,

-Batın ameliyatıı geçirmiş olanlara.

Kimlere Mide Balonu Uygulaması Yapılır?                    

Beden kitle indeksine bakıldığında normal ve normalin altında çıkanlara mide balonu uygulaması yapılmaz. Uygulamanın yapılması için belirlenen rahatsızlıkların bulunmaması gerekmektedir. Genellikle Vücut kitle indeksi 40 olan ve bıçaksız ameliyatı tercih eden hastaların seçtiği yöntemlerden biridir.


aaaa.jpg
04/Tem/2018

Obezite Cerrahisi ve Kuruyemiş Tüketimi

Lif oranı yüksek sağlıklı yağlar barındıran kuruyemişler bağırsak hareketlerini arttırmasının yanı sıra antioksidan yapıları ve tok tutucu özellikleri ile olmazsa olmazlar arasında yer alıyor.

obezite cerrahisi, obezite cerrahisi İzmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi fiyatları izmir

Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları sonrası bazen hastalarımın fiziksel değişimlerine bizler bile inanamıyoruz. Bu durumda sosyal medyada sık sık gördüğünüz before/after, ‘’şu kadar ayda bu kadar kilo verdi’’ tarzındaki paylaşımlardan etkileniyor olmanız gayet anlaşılır bir durum.

Obezite Cerrahisi Sonrası Kuruyemiş Tüketimi Kararında Olmalıdır

Ancak kuruyemişler, miktar kontrolü sağlanmadığında obezite cerrahisi geçirmiş hastalarda atıştırma bağımlılığını tetikleyerek tehlikeli bir besin haline gelebilir. Bu nedenle kuruyemiş tüketirken porsiyonlarınızı mutlaka doğru ayarlamalı ve ayrı bir kasede tüketmelisiniz. türkiyenin en iyi obezite cerrahı

Hangi besinlere ne zaman geçiş yapıyoruz?

Bu aslında üzerine kitap yazılmalık bir soru. Genel olarak bahsetmek gerekirse; ameliyat sonrası mutlaka beslenme danışmanıyla koordineli bir şekilde gidilmelidir. Bilmelisiniz ki besinleri belli bir süre istediğimiz zaman tüketemeyeceğiz. Özellikle 3. ayda tolerasyonumuzun bir miktar artmasına bağlı olarak kuruyemişler, yeşil yapraklı çiğ sebzeler, kurubaklagillere geçiş yapmaktayız. Nasıl?, ne miktarda? tüketilmesi gerektiğini göz ardı etmeyerek. 6. ayda geçtiğimiz tahıl ürünleriyle menümüz oldukça geniş bir yelpazeye ulaşmaktadır. Ama her zaman önceliğimizi proteinden yana kullanacağımızı unutmamalıyız!!

 

Kafein tüketimi nasıl olmalıdır?

Kafein içeren gıdalar diüretiktir(idrar söktürücü). Yani vücudumuzda varolan suyu dışarı atarlar. Aynı zamanda kafein, mide asidinin artmasına sebebiyet vereceği için ülsere veya gastrite sebep olabilir. Bu nedenle kafein alımında ameliyat sonrası kısıtlamalar yapmaktayız. Özellikle su alımında sıkıntı yaşayan hastalar bu kısıtlamaya bi miktar daha dikkat etmelidirler.

 

Asitli içecekler neden tüketilmiyor?

Ameliyat sonrası asitli içecekleri hastaların hayatından tamamen çıkarmayı hedefliyoruz. Asitli içecekleri tükettikten sonra içeceğin gazının midede serbest kalıp mideyi genişletme ve mideye zarar verip ülser gibi sağlık problemlerine yol açma ihtimalleirini her zaman göz önünde bulundurmalıyız. Asitli içeceklerinde çoğunun yüksek şeker ve katkı maddesi içerdiğini düşünürsek, kilo kaybına engel olması kaçınılmazdır. türkiyenin en iyi obezite cerrahı

 

Ücretsiz muayene ve detaylı bilgi için bize ulaşın


aaaa.jpg
03/Tem/2018

Obezite Cerrahi Ameliyatı Sonrası Beslenme Önemli

Her hastaya aynı cerrahi yöntem uygulanmadığı gibi, metabolik cerrahi ameliyatı ve obezite cerrahi ameliyatı sonrası verilen listelerin de parmak izi gibi özel olarak hazırlanması gerekiyor. Burada hastanın her görüşmede detaylı olarak dinlenmesi ve yine hem diyetisyen hem de psikolojik destek dahilinde yönlendirilmesi önemlidir.

Obezite Cerrahi Ameliyatı Ardından Size Özel Olarak Hazırlanan Beslenme Programına Göre Hareket Etmelisiniz

obezite cerrahisi, obezite cerrahisi İzmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi fiyatları izmir
Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları sonrası bazen hastalarımın fiziksel değişimlerine bizler bile inanamıyoruz. Bu durumda sosyal medyada sık sık gördüğünüz before/after, ‘’şu kadar ayda bu kadar kilo verdi’’ tarzındaki paylaşımlardan etkileniyor olmanız gayet anlaşılır bir durum.

Hasta, tüketmesinde bir sakınca olmayan besinlerden sadece bir kaçını yiyor ve bunu sürekli tekrar ediyor olabilir, Bu besinleri atıştırma bağımlılığının etkisiyle, sık sık tüketiyor olabilir, Tabak kullanmıyor, sadece buzdolabını açarak ayaküstü besleniyor olabilir, Mide hacmi küçültülse dahi, obez kalan beyin; belli besinlere göre hastanın psikolojisini kötü yönde etkiliyor olabilir. Bu yüzden beslenme, parmak izi gibidir. Hastalar bu yönde özel olarak düşünülmeli ve beslenme listesinin sürekli olarak takip edilerek güncellenmesi gerekir. 

etiket; obezite, obezite cerrahisi, obezite cerrahisi fiyatları izmir, obezite cerrahisi izmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi sgk, obezite cerrahisi çeşitleri, obezite cerrahisi fiyatları 2019, obezite cerrahisi doktorları

aaaa.jpg
30/Haz/2018

Obezite: Yemek Yeme Bağımlılığı

Obezite bir ‘’Yemek yeme bağımlılığı’’dır ve klinik psikologlar tarafından hastaların rehabilite edilmesi gerekir. İzmir Obezite bünyesinde cerrahinin hemen ardından, hastalara uzman psikologlar tarafından 2 yıl boyunca ücretsiz terapi verilerek; süreç boyunca hastaların yemek yeme, atıştırma, çikolata bağımlılığı ve depresyon gibi obeziteye yol açan psikolojik etkenlerden kurtulması için rehabilite edilmesi sağlanır.

 

Obezite Konusunda Yaşadığınız Her Sorunu Çözmek için Buradayız

obezite cerrahisi, obezite cerrahisi İzmir, obezite cerrahisi nedir, obezite cerrahisi fiyatları izmir
Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları sonrası bazen hastalarımın fiziksel değişimlerine bizler bile inanamıyoruz. Bu durumda sosyal medyada sık sık gördüğünüz before/after, ‘’şu kadar ayda bu kadar kilo verdi’’ tarzındaki paylaşımlardan etkileniyor olmanız gayet anlaşılır bir durum.

Obezite ve yeme bağımlılığı özellikle son yıllarda büyük ilgi gören konulardan birisidir. Obezite kişinin vücut ağırlığının sınırın üstünde ve beden kütle indeksinin (BMI>26) gereğinden fazla olması olarak tanımlanabilmektedir. Bireyde obeziteyi tetikleyen birçok faktörün olmasının yanında günümüzde obeziteyi en çok yaşam tarzı etkilemektedir. Özellikle stresli, kaygılı, yoğun tempolu iş ve yaşam şekli bireyi rahatlaması için besin tüketimine iten en önemli faktörlerdendir. Birey bu durumlardan kaçmak ve rahatlamak için besin tüketimini seçer ve böylece bu davranış alışkanlık haline dönüşür. Bu yüzden de tıkınırcasına yeme davranışı, obezite, herhangi bir yiyeceğe aşırı ilgili olma gibi durumlarla beraber sıkça görülebilmektedir. Yeme bağımlılığı olan bireylerde de mutluluk hormonunu salgılattığı için özellikle şekerli, aşırı yağlı ve karbonhidratlı gıdalara yönelim görülmektedir.

“Fazla Miktarda Şeker Tüketimi Bağımlılığa Sebep Oluyor” yazımda da bahsettiğim gibi şeker tüketimi ve madde bağımlılığında beyindeki ödül sisteminde benzerlikler görülmektedir. Obezite ile ilgili yapılan araştırmalarda da aynı ödül sisteminin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu yüzden de aşırı yemek yiyen ve bu sebeple obezite görülen kişilerde de yeme bağımlılığı olabileceği ileri sürülmektedir. Özellikle tıkınırcasına yeme ile birlikte görülen obezitede bireylerde şekerli ve yağlı yiyeceklerin aşırı tüketimi ve bireylerin yemek yerken kontrollerini kaybetmelerinden yola çıkarak obezitenin bir yeme bağımlılığı olabileceği ortaya atılmıştır. Çünkü bu durumlar madde bağımlılığında da bağımlılık yapıcı maddeye karşı benzer şekilde görülmektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre de obezitenin bir tür glikoz bağımlılığı olduğu ileri sürülmüştür. Fakat obezitenin de sadece glikoz tüketimi sonucunda görülmediği de düşünülmelidir. Bu yüzden obeziteyi tam olarak yeme bağımlılığı gibi göremesek de aralarında ilişki bulunduğu da inkâr edilememektedir.

Sonuç olarak obezitenin sadece bir yiyeceğe bağımlılık olarak görülemeyeceği genetik, çevresel ve psikoloji etkilerin de olduğu düşünülmektedir. Fakat bazı gıdaların da vücutta bağımlılık yapıcı maddelere benzer etki gösterdiği unutulmamalıdır. Bu yüzden daha çok araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Ücretsiz muayene ve detaylı bilgi için bize ulaşın


Telefon